وَاجَهَ الْفَرِيقُ خَصْماً شَرِساً فِي الْمُبَارَاةِ النِّهَائِيَّةِ.
Takım final maçında sert bir rakiple karşılaştı.
وَاجَهَ الْفَرِيقُ خَصْماً شَرِساً فِي الْمُبَارَاةِ النِّهَائِيَّةِ.
Takım final maçında sert bir rakiple karşılaştı.
كَانَ الْكَلْبُ شَرِساً لِلْغَايَةِ وَنَبَحَ عَلَى كُلِّ مَنْ يَقْتَرِبُ.
Köpek çok vahşiydi ve yaklaşan herkese havladı.
كَانَتِ الْمُنَافَسَةُ شَرِسَةً بَيْنَ الشَّرِكَاتِ الْمُتَنَافِسَةِ.
Rakip şirketler arasındaki rekabet azgındı.
canavar gibi, canavar, amansız, azılı, kıran kırana, şirret, dişli tırnaklı