أَصْبَحَ صَدِيقِي شَرِيكًا لِي فِي الْمَشْرُوعِ الْجَدِيدِ الَّذِي بَدَأْنَاهُ مَعًا.
Arkadaşım, birlikte başladığımız yeni projede ortağım oldu.
أَصْبَحَ صَدِيقِي شَرِيكًا لِي فِي الْمَشْرُوعِ الْجَدِيدِ الَّذِي بَدَأْنَاهُ مَعًا.
Arkadaşım, birlikte başladığımız yeni projede ortağım oldu.
هُوَ شَرِيكِي فِي الْحَيَاةِ.
O benim hayat eşimdir.
أَنَا وَشَرِيكِي نَمْلِكُ مَتْجَرًا صَغِيرًا.
Ben ve ortağım küçük bir dükkâna sahibiz.
paydaş, hissedar, iş birlikçi, partöner