شَطَبْتُ الْكَلِمَةَ الَّتِي كَتَبْتُهَا خَطَأً.
Yanlış yazdığım kelimenin üstüne kalem çektim.
شَطَبْتُ الْكَلِمَةَ الَّتِي كَتَبْتُهَا خَطَأً.
Yanlış yazdığım kelimenin üstüne kalem çektim.
شَطَبَ الْمُعَلِّمُ الْكَلِمَةَ الْخَاطِئَةَ.
Öğretmen yanlış kelimenin üstünü çizdi.
üstünü çizmek, terkin etmek, karamak
كَانَ الشَّطْبُ الْمَوْجُودُ عَلَى الزُّجَاجِ يُعِيقُ الرُّؤْيَةَ.
Camdaki cızık görüşü engelliyordu.
çizinti, terkin
تَشْطِيبُ الْقُمَاشِ يَمْنَحُهُ مَظْهَرًا لَامِعًا.
Kumaşı aprelemek, ona parlak bir görünüm kazandırır.