لَا يَخْلُو هٰذَا الْعَمَلُ مِنْ شَوْبٍ.
Bu iş katışıktan arî değildir.
لَا يَخْلُو هٰذَا الْعَمَلُ مِنْ شَوْبٍ.
Bu iş katışıktan arî değildir.
الشَّوْبُ كَانَ لَا يُطَاقُ فِي الْمَدِينَةِ خِلَالَ فَصْلِ الصَّيْفِ.
Yaz aylarında şehirde sıcaklık dayanılmazdı.
أَحْسَسْتُ بِالشَّوْبِ الشَّدِيدِ عِنْدَ خُرُوجِي مِنَ الْمَنْزِلِ بَعْدَ الظُّهْرِ.
Öğleden sonra evden çıktığımda bunaltıcı bir sıcaklık hissettim.