لَا تُحَاوِلْ أَنْ تُشَوِّشَ أَفْكَارَ الطُّلَّابِ بِأَسْئِلَةٍ مُعَقَّدَةٍ.
Karmaşık sorularla öğrencilerin kafasını karıştırmaya çalışma.
لَا تُحَاوِلْ أَنْ تُشَوِّشَ أَفْكَارَ الطُّلَّابِ بِأَسْئِلَةٍ مُعَقَّدَةٍ.
Karmaşık sorularla öğrencilerin kafasını karıştırmaya çalışma.
الْخَبَرُ الْمُفَاجِئُ شَوَّشَ الْجَمِيعَ فِي الِاجْتِمَاعِ.
Ani haber toplantıdaki herkesi şaşkına çevirdi.
الضَّوْضَاءُ الْعَالِيَةُ شَوَّشَتْ تَرْكِيزِي أَثْنَاءَ الْعَمَلِ.
Yüksek ses çalışırken dikkatimi dağıttı.
karmaştırmak, belirsizleştirmek, afallaştırmak, afallatmak