شَيَّعَتِ الْمَدِينَةُ الْفَقِيدَ الرَّاحِلَ فِي مَوْكِبٍ جَنَائِزِيٍّ مَهِيبٍ.
Şehir, merhumu görkemli bir cenaze töreniyle uğurladı.
شَيَّعَتِ الْمَدِينَةُ الْفَقِيدَ الرَّاحِلَ فِي مَوْكِبٍ جَنَائِزِيٍّ مَهِيبٍ.
Şehir, merhumu görkemli bir cenaze töreniyle uğurladı.
شَيَّعَ الْأَصْدِقَاءُ زَمِيلَهُمُ الْمُسَافِرَ إِلَى الْمَطَارِ بِحَفَاوَةٍ.
Arkadaşlar, seyahat eden meslektaşlarını havaalanına büyük bir coşkuyla uğurladılar.
شَيَّعَ الْكَثِيرُونَ أَفْكَارَهُ الْإِصْلَاحِيَّةَ فِي الْمُؤْتَمَرِ.
Birçok kişi konferansta onun reform fikirlerini destekledi.
teşyi etmek