كَانَ الدُّخَانُ صَاعِدًا مِنَ الْمَدْخَنَةِ فِي الصَّبَاحِ الْبَاكِرِ.
Sabahın erken saatlerinde bacadan duman yükseliyordu.
كَانَ الدُّخَانُ صَاعِدًا مِنَ الْمَدْخَنَةِ فِي الصَّبَاحِ الْبَاكِرِ.
Sabahın erken saatlerinde bacadan duman yükseliyordu.
هُنَاكَ طَلَبٌ صَاعِدٌ عَلَى الْمُنْتَجَاتِ الْعُضْوِيَّةِ فِي الْأَسْوَاقِ.
Piyasada organik ürünlere yönelik artan bir talep var.
الطَّرِيقُ صَاعِدٌ بِشَكْلٍ حَادٍّ، لِذَا يَجِبُ أَنْ نَكُونَ حَذِرِينَ.
Yol çok dik bir şekilde yukarı doğru gidiyor, bu yüzden dikkatli olmalıyız.