صَاغَ الْكَاتِبُ الْفِكْرَةَ بِأُسْلُوبٍ بَسِيطٍ وَوَاضِحٍ.
Yazar, fikri basit ve anlaşılır bir şekilde ifade etti.
صَاغَ الْكَاتِبُ الْفِكْرَةَ بِأُسْلُوبٍ بَسِيطٍ وَوَاضِحٍ.
Yazar, fikri basit ve anlaşılır bir şekilde ifade etti.
قَامَ الْعُلَمَاءُ بِصِيَاغَةِ نَظَرِيَّةٍ جَدِيدَةٍ لِشَرْحِ الظَّاهِرَةِ.
Bilim insanları, olguyu açıklamak için yeni bir teori formüle ettiler.
صَاغَ الْفَنَّانُ التِّمْثَالَ مِنَ الطِّينِ بِعِنَايَةٍ فَائِقَةٍ.
Sanatçı heykeli kilden büyük bir özenle şekillendirdi.
şekil vermek, formülleştirmek