صَبَغَ

يَصْبُغُ

صَبَغَ العَامِلُ الجُدْرَانَ بِاللَّوْنِ الأَبْيَضِ لِإِعْطَاءِ الغُرْفَةِ مَظْهَرًا جَدِيدًا.

İşçi odaya yeni bir görünüm vermek için duvarları beyaza boyadı.

صَبَغَتِ الشَّمْسُ السَّمَاءَ عِنْدَ الْغُرُوبِ بِأَلْوَانٍ بُرْتُقَالِيَّةٍ وَذَهَبِيَّةٍ.

Güneş batarken gökyüzüne turuncu ve altın renkler verdi.

صَبَغَ الفَنَّانُ اللَّوْحَةَ بِأَلْوَانٍ زَاهِيَةٍ لِتَجْسِيدِ جَمَالِ الطَّبِيعَةِ.

Sanatçı doğanın güzelliğini somutlaştırmak için tabloyu parlak renklerle renklendirdi.

İlişkili Kelimeler