صَبِيح

كَانَ وَجْهُهَا صَبِيحًا يَشِعُّ بِالنُّورِ وَالْجَمَالِ.

Yüzü ışık ve güzellikle parlayan güzeldi.

كَانَ الصَّبَاحُ صَبِيحًا وَالشَّمْسُ مُشْرِقَةً.

Sabah parlaktı ve güneş parlıyordu.