صَدَحَ الْمُغَنِّي بِأُغْنِيَةٍ وَطَنِيَّةٍ حَمَاسِيَّةٍ أَمَامَ الْجُمْهُورِ الْكَبِيرِ فِي الْحَفْلِ.
Şarkıcı, konserde büyük bir seyirci kitlesi önünde coşkulu bir milli şarkı söyledi.
صَدَحَ الْمُغَنِّي بِأُغْنِيَةٍ وَطَنِيَّةٍ حَمَاسِيَّةٍ أَمَامَ الْجُمْهُورِ الْكَبِيرِ فِي الْحَفْلِ.
Şarkıcı, konserde büyük bir seyirci kitlesi önünde coşkulu bir milli şarkı söyledi.
صَدَحَ الْمُتَظَاهِرُونَ بِشِعَارَاتٍ تُطَالِبُ بِالْحُرِّيَّةِ وَالْعَدَالَةِ فِي الشَّوَارِعِ.
Göstericiler sokaklarda özgürlük ve adalet talep eden sloganlar attılar.
tınlamak, tınlatmak