أَطْلَقَ الْجُمْهُورُ صُرَاخَ الْفَرَحِ عِنْدَمَا فَازَ فَرِيقُهُمْ.
Takımları kazandığında seyirciler sevinç çığlıkları attılar.
أَطْلَقَ الْجُمْهُورُ صُرَاخَ الْفَرَحِ عِنْدَمَا فَازَ فَرِيقُهُمْ.
Takımları kazandığında seyirciler sevinç çığlıkları attılar.
سَمِعْتُ صُرَاخًا عَالِيًا فِي مُنْتَصَفِ اللَّيْلِ فَأَسْرَعْتُ لِأَرَى مَا حَدَثَ.
Gece yarısı yüksek bir çığlık duydum ve ne olduğunu görmek için hızla koştum.
سَمِعْتُ صُرَاخًا عَالِيًا قَادِمًا مِنَ الشَّارِعِ.
Sokaktan yüksek bir bağırma sesi duydum.
feryat, nida, nara, cırlama, bangırdama, cıyaklama, ciyak ciyak, bağırtı, bağrış, bozlama, böğürme, çağırtı, haykırma, yırtınış, yırtınma, vaveyla, cırtlaklık, bağırış, ciyaklama, çığırış, çığırma, çığırtı, figan, höykürme, viyak, viyaklama, carlama
جَارُنَا الصَّغِيرُ طِفْلٌ صَرَّاخٌ.
Küçük komşumuz bağırtkan bir çocuk.