صَعَقَهُ التَّيَّارُ الْكَهْرَبَائِيُّ عِنْدَمَا لَمَسَ السِّلْكَ الْعَارِيَ.
Çıplak tele dokunduğunda elektrik çarptı.
صَعَقَهُ التَّيَّارُ الْكَهْرَبَائِيُّ عِنْدَمَا لَمَسَ السِّلْكَ الْعَارِيَ.
Çıplak tele dokunduğunda elektrik çarptı.
sersemletmek, şoke etmek
صَعِقَ الرَّجُلُ حِينَ سَمِعَ الْخَبَرَ الْمُفَاجِئَ.
Adam o ani haberi duyunca yıldırım çarpmışa döndü.
yıldırımla vurulmuşa dönmek, buz kesilmek