صِفْر

أَصْفَار
Aynı yazılan 3 kelime daha

حَصَلَ الطَّالِبُ عَلَى صِفْرٍ فِي امْتِحَانِ الرِّيَاضِيَّاتِ لِأَنَّهُ لَمْ يَدْرُسْ جَيِّدًا.

Öğrenci matematik sınavından sıfır aldı çünkü iyi çalışmamıştı.

İlişkili Kelimeler

صَفَّرَ

يُصَفِّرُ، تَصْفِير

صَفَّرَ الْمُحَاسِبُ الْعَدَّادَ قَبْلَ بَدْءِ الْعَمَلِ.

Muhasebeci işe başlamadan önce sayacı sıfırladı.

صَفَّرَ الْحَكَمُ فِي بِدَايَةِ الْمُبَارَاةِ.

Hakem maçın başında düdük çaldı.

تُصَفِّرُ الشَّمْسُ الْأَوْرَاقَ، مُبَشِّرَةً بِقُدُومِ الْخَرِيفِ.

Güneş, yaprakları sarartarak sonbaharın geldiğini müjdeliyor.

İlişkili Kelimeler

صَفَر

شَهْرُ صَفَرٍ يَأْتِي بَعْدَ شَهْرِ مُحَرَّمٍ.

Safer ayı, Muharrem ayından sonra gelir.

Eşdizimler

صَفَرَ

يَصْفِرُ، صَفِير

كَانَ الْوَلَدُ يَصْفِرُ لَحْنًا جَمِيلًا فِي الطَّرِيقِ.

Çocuk yolda güzel bir melodi ıslıkla çalıyordu.