صَفَعَ

يَصْفَعُ، صَفْع

غَضِبَ الرَّجُلُ وَصَفَعَ اللِّصَّ عَلَى وَجْهِهِ بِقُوَّةٍ.

Adam sinirlendi ve hırsızı yüzüne kuvvetle tokatladı.

قَامَ الرَّجُلُ الْغَاضِبُ بِصَفْعِ الشَّخْصِ الْآخَرِ أَثْنَاءَ الْجِدَالِ وَشَعَرَ بِنَدَمٍ كَبِيرٍ.

Öfkelenen adam, tartışma sırasında karşısındakini şamarladı ve büyük bir pişmanlık duydu.

لَا تَصْفَعِ الأَطْفَالَ أَبَدًا، هَذَا لَيْسَ حَلًّا تَرْبَوِيًّا.

Çocuklara asla şamar atmayın, bu bir eğitim çözümü değildir.