الصِّهْرُ عَلَى عَلَاقَةٍ جَيِّدَةٍ مَعَ حَمَاهُ.
Damat, kayınpederiyle iyi anlaşıyor.
الصِّهْرُ عَلَى عَلَاقَةٍ جَيِّدَةٍ مَعَ حَمَاهُ.
Damat, kayınpederiyle iyi anlaşıyor.
kayınbirader, bacanak, hısım, kayınbiraderlik, kayınpederlik
تُعْتَبَرُ عَمَلِيَّةُ الصَّهْرِ ضَرُورِيَّةً لِاسْتِخْرَاجِ المَعَادِنِ مِنْ خَامَاتِهَا.
Eritme işlemi, metalleri cevherlerinden çıkarmak için gereklidir.
eritiş, ergitme, izabe
يَسْتَخْدِمُ الْعُمَّالُ أَفْرَانًا خَاصَّةً لِصَهْرِ الْمَعَادِنِ فِي دَرَجَاتِ حَرَارَةٍ عَالِيَةٍ.
İşçiler, metalleri yüksek sıcaklıklarda eritmek için özel fırınlar kullanır.
ergitmek