يَقَعُ هَذَا البَنْدُ ضِمْنَ العَقْدِ.
Bu madde sözleşmenin içindedir.
يَقَعُ هَذَا البَنْدُ ضِمْنَ العَقْدِ.
Bu madde sözleşmenin içindedir.
تَضْمَنُ الشَّرِكَةُ هَذَا الجِهَازَ لِمُدَّةِ سَنَتَيْنِ.
Şirket bu cihazı iki yıl garanti ediyor.
garanti altına almak, kefil olmak, sağlama bağlamak, teminat altına almak, güvencelemek, tekeffül etmek
يَجِبُ أَنْ يَتَضَمَّنَ الْعَقْدُ جَمِيعَ الشُّرُوطِ الْمُتَّفَقِ عَلَيْهَا.
Sözleşme, üzerinde anlaşılan tüm şartları içermelidir.
تَتَضَمَّنُ هَذِهِ الْجَوْلَةُ السِّيَاحِيَّةُ زِيَارَةً إِلَى الْمَوَاقِعِ التَّارِيخِيَّةِ الرَّئِيسِيَّةِ فِي الْمَدِينَةِ.
Bu tur, şehrin başlıca tarihi yerlerine bir ziyareti kapsamaktadır.
dâhil etmek, kapsatmak