لَيْسَ لَدَيَّ طَاقَةٌ لِلْقِيَامِ بِهَذَا الْعَمَلِ الشَّاقِّ.
Bu zor işi yapacak gücüm yok.
لَيْسَ لَدَيَّ طَاقَةٌ لِلْقِيَامِ بِهَذَا الْعَمَلِ الشَّاقِّ.
Bu zor işi yapacak gücüm yok.
الطَّاقَةُ الشَّمْسِيَّةُ هِيَ طَاقَةٌ نَظِيفَةٌ وَمُتَجَدِّدَةٌ.
Güneş enerjisi temiz ve yenilenebilir bir enerjidir.
لَيْسَ عِنْدِي طَاقَةٌ لِحَمْلِ هَذِهِ الْحَقِيبَةِ.
Bu çantayı taşıyacak kuvvetim yok.
Ayrıca: kapasite, dinamizm
hâl, mecal, takat, tabütüvan, tüvan