طَرَأَ

يَطْرَأُ، طُرُوء

لَمْ يَكُنْ مِنَ الْمُتَوَقَّعِ أَنْ يَطْرَأَ هَذَا الْأَمْرُ بِهَذِهِ السُّرْعَةِ.

Bu durumun bu kadar hızlı olacağı beklenmiyordu.

طَرَأَتْ فِكْرَةٌ جَدِيدَةٌ خِلَالَ اجْتِمَاعِ الْفَرِيقِ لِحَلِّ الْمُشْكِلَةِ.

Ekip toplantısı sırasında sorunu çözmek için yeni bir fikir ortaya çıktı.

طَرَأَ تَغْيِيرٌ مُفَاجِئٌ فِي خُطَطِ السَّفَرِ بِسَبَبِ سُوءِ الْأَحْوَالِ الْجَوِّيَّةِ.

Kötü hava koşulları nedeniyle seyahat planlarında ani bir değişiklik meydana geldi.