طَرَقَ الرَّجُلُ الْبَابَ وَانْتَظَرَ رَدًّا مِنَ الدَّاخِلِ، وَكَانَ نَافِدَ الصَّبْرِ.
Adam kapıyı tıklatarak içeriden bir cevap bekledi, sabırsızlanıyordu.
طَرَقَ الرَّجُلُ الْبَابَ وَانْتَظَرَ رَدًّا مِنَ الدَّاخِلِ، وَكَانَ نَافِدَ الصَّبْرِ.
Adam kapıyı tıklatarak içeriden bir cevap bekledi, sabırsızlanıyordu.
طَرَقَ الْحَدَّادُ الْحَدِيدَ بِالْمِطْرَقَةِ.
Demirci demiri çekiçle dövdü.
çekiçlemek