هَرَبَ الطَّرِيدُ مِنَ الشُّرْطَةِ إِلَى الْجَبَلِ.
Kaçak polisten dağa kaçtı.
هَرَبَ الطَّرِيدُ مِنَ الشُّرْطَةِ إِلَى الْجَبَلِ.
Kaçak polisten dağa kaçtı.
عَادَ الطَّرِيدُ إِلَى وَطَنِهِ بَعْدَ سَنَوَاتٍ طَوِيلَةٍ مِنَ الْغُرْبَةِ.
Sürgün, uzun yıllar gurbette kaldıktan sonra vatanına geri döndü.
أَصْبَحَ طَرِيدًا مِنْ قَرْيَتِهِ بِسَبَبِ خِلَافَاتٍ مَعَ أَهْلِهَا.
Köy halkıyla yaşadığı anlaşmazlıklar nedeniyle köyünden kovuldu.