طَفَا القَارِبُ الصَّغِيرُ عَلَى سَطْحِ الْمَاءِ الهَادِئِ فِي البُحَيْرَةِ الجَمِيلَةِ.
Küçük tekne, güzel göldeki sakin su yüzeyinde yüzüyordu.
طَفَا القَارِبُ الصَّغِيرُ عَلَى سَطْحِ الْمَاءِ الهَادِئِ فِي البُحَيْرَةِ الجَمِيلَةِ.
Küçük tekne, güzel göldeki sakin su yüzeyinde yüzüyordu.
طَفَا الخَشَبُ عَلَى الْمَاءِ لِأَنَّ كَثَافَتَهُ أَقَلُّ مِنْ كَثَافَةِ الْمَاءِ المُحِيطِ بِهِ.
Ahşap, yoğunluğu çevreleyen suyun yoğunluğundan daha az olduğu için suda batmadı.