طَقْطَقَ

يُطَقْطِقُ، طَقْطَقَة

بَدَأَ الْمَطَرُ يُطَقْطِقُ عَلَى النَّافِذَةِ

Yağmur pencerede tıkırdamaya başladı.

كَانَ الوَلَدُ طَقْطَقَ أَصَابِعَهُ أَثْنَاءَ الانْتِظَارِ.

Çocuk beklerken parmaklarını çıtlatıyordu.