طَمَّنَ

يُطَمِّنُ، تَطْمِين

كَلِمَاتُ الرَّئِيسِ طَمْنَتِ الشَّعْبَ بَعْدَ الْأَزْمَةِ.

Başkanın sözleri krizden sonra halka güven verdi.

حَاوَلَ الطَّبِيبُ أَنْ يُطَمِّنَ الْمَرِيضَ قَبْلَ الْعَمَلِيَّةِ.

Doktor ameliyattan önce hastayı rahatlatmaya çalıştı.

طَمَّنَ الْأَبُ ابْنَهُ الْخَائِفَ بِقِصَصٍ مُضْحِكَةٍ.

Baba, korkmuş oğlunu komik hikayelerle yatıştırdı.

İlişkili Kelimeler