سَافَرْنَا إِلَى أُورُوبَّا فِي الْعَامِ الْمَاضِي وَاسْتَمْتَعْنَا كَثِيراً.
Geçen yıl Avrupa'ya seyahat ettik ve çok eğlendik.
سَافَرْنَا إِلَى أُورُوبَّا فِي الْعَامِ الْمَاضِي وَاسْتَمْتَعْنَا كَثِيراً.
Geçen yıl Avrupa'ya seyahat ettik ve çok eğlendik.
أَتَمَنَّى لَكَ عَاماً سَعِيداً مَلِيئاً بِالنَّجَاحِ وَالتَّوْفِيقِ.
Başarı ve şans dolu mutlu bir sene dilerim.
هَذَا قَانُونٌ عَامٌّ يَشْمَلُ جَمِيعَ الْمُوَاطِنِينَ فِي الدَّوْلَةِ
Bu, ülkedeki tüm vatandaşları kapsayan genel bir yasadır
بَعْدَ الْمَدْرَسَةِ نَلْعَبُ أَنَا وَأَصْدِقَائِي فِي الْحَدِيقَةِ الْعَامَّةِ الْقَرِيبَةِ مِنْ بَيْتِنَا.
Okuldan sonra arkadaşlarımla evimize yakın halka açık parkta oynarız.
kamu, toplumsal, umumi, külli, tümel, genelgeçer, maşerî
عَامَ الوَلَدُ فِي البَحْرِ صَبَاحًا.
Çocuk sabah denizde yüzdü.