عَانَدَ الطِّفْلُ وَالِدَتَهُ وَرَفَضَ تَنَاوُلَ الطَّعَامِ الصِّحِّيِّ الَّذِي أَعَدَّتْهُ
Çocuk annesine inat etti ve hazırladığı sağlıklı yemeği yemeyi reddetti
عَانَدَ الطِّفْلُ وَالِدَتَهُ وَرَفَضَ تَنَاوُلَ الطَّعَامِ الصِّحِّيِّ الَّذِي أَعَدَّتْهُ
Çocuk annesine inat etti ve hazırladığı sağlıklı yemeği yemeyi reddetti
عَانَدَ الْفَرِيقُ الْخَصْمَ الْقَوِيَّ حَتَّى اللَّحَظَاتِ الْأَخِيرَةِ مِنَ الْمُبَارَاةِ
Takım, maçın son anlarına kadar güçlü rakibe direndi
inat etmek, taannüt etmek