عَايَشْتُ حَيَاةَ الْقَرْيَةِ لِمُدَّةِ سَنَةٍ.
Bir yıl boyunca köy hayatını yaşadım.
عَايَشْتُ حَيَاةَ الْقَرْيَةِ لِمُدَّةِ سَنَةٍ.
Bir yıl boyunca köy hayatını yaşadım.
عَايَشَ فَتْرَةً صَعْبَةً بَعْدَ فُقْدَانِ وَظِيفَتِهِ.
İşini kaybettikten sonra zor bir dönem geçirdi.
عَايَشْتُ العَدِيدَ مِنَ التَّجَارِبِ الصَّعْبَةِ فِي حَيَاتِي.
Hayatımda birçok zor deneyim yaşadım.
tecrübe etmek