تَعَلَّمْتُ هَذِهِ الْمَعْلُومَةَ عَبْرَ صَدِيقِي.
Bu bilgiyi arkadaşım aracılığıyla öğrendim.
تَعَلَّمْتُ هَذِهِ الْمَعْلُومَةَ عَبْرَ صَدِيقِي.
Bu bilgiyi arkadaşım aracılığıyla öğrendim.
سَافَرْنَا عَبْرَ الصَّحْرَاءِ.
Çölün içinden geçerek yolculuk ettik.
عَبَّرَ الشَّاعِرُ عَنْ مَشَاعِرِهِ فِي قَصِيدَةٍ مُؤَثِّرَةٍ.
Şair, duygularını etkileyici bir şiirde ifade etti.
dillendirmek, ifadelendirmek, belirtmek, açıklamak
عَبَرَ الْمُشَاةُ الطَّرِيقَ عِنْدَمَا كَانَتْ إِشَارَةُ الْمُرُورِ خَضْرَاءَ.
Yayalar trafik ışığı yeşil yanarken yolu geçti.
aşmak