اسْتَخْدَمَ الرَّجُلُ العَتَلَةَ لِرَفْعِ الصَّخْرَةِ الثَّقِيلَةِ مِنَ الطَّرِيقِ.
Adam, yoldaki ağır kayayı kaldırmak için kaldıraç kullandı.
اسْتَخْدَمَ الرَّجُلُ العَتَلَةَ لِرَفْعِ الصَّخْرَةِ الثَّقِيلَةِ مِنَ الطَّرِيقِ.
Adam, yoldaki ağır kayayı kaldırmak için kaldıraç kullandı.
كَسَرَ اللِّصُّ البَابَ بِاسْتِخْدَامِ العَتَلَةِ وَدَخَلَ إِلَى المَنْزِلِ.
Hırsız, levye kullanarak kapıyı kırdı ve eve girdi.
kanırtmaç, kavraç, manivela, küskü