عَرَبَة

اشْتَرَيْتُ عَرَبَةً جَدِيدَةً لِكَيْ أَذْهَبَ بِها إِلَى العَمَلِ كُلَّ يَوْمٍ.

Her gün işe gitmek için yeni bir araba aldım.

كانَتِ العَرَبَةُ مَلِيئَةً بِالبَضائِعِ المُتَنَوِّعَةِ مِنْ مُخْتَلِفِ البُلْدانِ.

Vagon, farklı ülkelerden çeşitli mallarla doluydu.

فِي الْمَاضِي، كَانَتِ الْعَرَبَاتُ شَائِعَةً جِدًّا فِي إِسْطَنْبُولَ وَكَانَتْ وَسِيلَةَ نَقْلٍ رُومَانْسِيَّةً.

Eskiden İstanbul'da faytonlar çok yaygındı ve romantik bir ulaşım aracıydı.

Ayrıca: at arabası

Eşdizimler