عَرَدَ

عَرَدَ اللِّصُّ مِنَ الْمَكَانِ بِسُرْعَةٍ.

Hırsız oradan hızla kaçtı.

عَرَدَ الْمُتَّهَمُ عَلَى الِاعْتِرَافِ بِالْجَرِيمَةِ رَغْمَ الْأَدِلَّةِ الْقَوِيَّةِ ضِدَّهُ.

Sanık, aleyhindeki güçlü kanıtlara rağmen suçu itiraf etmeye direndi.