تَصَبَّبَ الْعَرَقُ مِنْ جَبِينِهِ بَعْدَ الْجَرْيِ لِمَسَافَةٍ طَوِيلَةٍ فِي الشَّمْسِ الْحَارِقَةِ
Kavurucu güneş altında uzun mesafe koştuktan sonra alnından ter damlıyordu.
تَصَبَّبَ الْعَرَقُ مِنْ جَبِينِهِ بَعْدَ الْجَرْيِ لِمَسَافَةٍ طَوِيلَةٍ فِي الشَّمْسِ الْحَارِقَةِ
Kavurucu güneş altında uzun mesafe koştuktan sonra alnından ter damlıyordu.
فِي تُرْكِيَا، يُعْتَبَرُ الْعَرَقُ مَشْرُوبًا وَطَنِيًّا.
Türkiye'de rakı, milli içki olarak kabul edilir.
يُمْكِنُ أَنْ يَنْتَمِيَ النَّاسُ إِلَى أَعْرَاقٍ مُخْتَلِفَةٍ، لَكِنَّنَا جَمِيعًا مُتَسَاوُونَ.
İnsanlar farklı ırklara mensup olabilirler, ancak hepimiz eşitiz.
الطَّبِيبُ يَبْحَثُ عَنِ الْعِرْقِ الْمُنَاسِبِ لِحَقْنِ الدَّوَاءِ.
Doktor, ilacı enjekte etmek için uygun damarı arıyor.
uruk, budun