أَعْطِنِي عَشْرَ تُفَّاحَاتٍ مِنْ فَضْلِكَ مِنَ الصُّنْدُوقِ.
Lütfen bana sandıktan on tane elma ver.
أَعْطِنِي عَشْرَ تُفَّاحَاتٍ مِنْ فَضْلِكَ مِنَ الصُّنْدُوقِ.
Lütfen bana sandıktan on tane elma ver.
كَانَ الْجَابِي فِي الْقَدِيمِ يُعَشِّرُ قَمْحَ الْفَلَّاحِينَ كُلَّ سَنَةٍ بَعْدَ الْحَصَادِ.
Eskiden tahsildar her yıl hasattan sonra çiftçilerin buğdayından öşür alırdı.