عَلَى

تَجْلِسُ أُمِّي عَلَى الْكُرْسِيِّ فِي الْمَطْبَخِ وَتَشْرَبُ الشَّايَ كُلَّ صَبَاحٍ.

Annem her sabah mutfakta sandalyede oturup çay içer.

أُحِبُّ الْجُلُوسَ عَلَى الشَّاطِئِ وَمُشَاهَدَةَ غُرُوبِ الشَّمْسِ.

Sahilde oturup gün batımını izlemeyi seviyorum.

الْمَفَاتِيحُ مَوْجُودَةٌ عَلَى الرَّفِّ بِجَانِبِ الْبَابِ.

Anahtarlar kapının yanındaki rafın üzerinde bulunuyor.

Eşdizimler