غَرَزَ الْبُسْتَانِيُّ الْوَتَدَ فِي التُّرْبَةِ.
Bahçıvan kazığı toprağa çaktı.
غَرَزَ الْبُسْتَانِيُّ الْوَتَدَ فِي التُّرْبَةِ.
Bahçıvan kazığı toprağa çaktı.
غَرَزَ الْمُزَارِعُ الْعَصَا فِي الْأَرْضِ لِتَحْدِيدِ مَكَانِ الشَّتْلَةِ.
Çiftçi, fidanın yerini belirlemek için sopayı toprağa batırdı.
sançmak
طَرِيقَتُكَ فِي غَرْزِ الْإِبْرَةِ فِي الْقُمَاشِ مُنْتَظِمَةٌ لِلْغَايَةِ.
İğneyi kumaşa sokma şeklin çok düzgün.
saplayış, saplama