غَسَلَتِ الْأُمُّ الْمَلَابِسَ الْمُتَّسِخَةَ بِالْمَسْحُوقِ وَالْمَاءِ الدَّافِئِ
Anne, kirli kıyafetleri deterjan ve ılık su ile yıkadı.
غَسَلَتِ الْأُمُّ الْمَلَابِسَ الْمُتَّسِخَةَ بِالْمَسْحُوقِ وَالْمَاءِ الدَّافِئِ
Anne, kirli kıyafetleri deterjan ve ılık su ile yıkadı.
çalkalamak, durulamak
غَسْلُ الْيَدَيْنِ قَبْلَ الْأَكْلِ عَادَةٌ جَيِّدَةٌ.
Yemekten önce ellerin yıkanması iyi bir alışkanlıktır.
durulama, çalkalama, lavaj
الْغُسْلُ وَاجِبٌ بَعْدَ الْجَنَابَةِ اسْتِعْدَاداً لِلصَّلَاةِ.
Gusül, namaza hazırlanmak için cünüplükten sonra farzdır.
boy abdesti
غَسَّلَتْ أُمِّي الصُّحُونَ جَيِّدًا بَعْدَ الْعَشَاءِ.
Annem akşam yemeğinden sonra tabakları iyice yıkadı.
yıkatmak