كانَتِ الغُصَّةُ في قَلْبِهِ تَزْدادُ كُلَّما رَأَى الظُّلْمَ.
Zulmü gördükçe kalbindeki acı artıyordu.
كانَتِ الغُصَّةُ في قَلْبِهِ تَزْدادُ كُلَّما رَأَى الظُّلْمَ.
Zulmü gördükçe kalbindeki acı artıyordu.
شَعَرْتُ بِغُصَّةٍ في حَلْقي عِنْدَما تَذَكَّرْتُ فِراقَ صَديقي.
Arkadaşımın ayrılığını hatırladığımda boğazımda bir düğüm hissettim.