خَرَجْتُ فِي الْغَلَسِ قَبْلَ الْفَجْرِ لِأَسْتَمْتِعَ بِالْهُدُوءِ.
Sessizliğin tadını çıkarmak için şafaktan önce karanlıkta dışarı çıktım.
خَرَجْتُ فِي الْغَلَسِ قَبْلَ الْفَجْرِ لِأَسْتَمْتِعَ بِالْهُدُوءِ.
Sessizliğin tadını çıkarmak için şafaktan önce karanlıkta dışarı çıktım.
بَدَأَ الْغَلَسُ يَتَبَدَّدُ مَعَ طُلُوعِ الشَّمْسِ فِي الْأُفُقِ.
Ufukta güneşin doğmasıyla şafak sökmesi dağılmaya başladı.