بَدَأَ الطِّفْلُ يُغَمِّضُ عَيْنَيْهِ بَيْنَمَا كَانَتْ أُمُّهُ تَقْرَأُ لَهُ قِصَّةً.
Çocuk, annesi ona masal okurken gözlerini yummaya başladı.
بَدَأَ الطِّفْلُ يُغَمِّضُ عَيْنَيْهِ بَيْنَمَا كَانَتْ أُمُّهُ تَقْرَأُ لَهُ قِصَّةً.
Çocuk, annesi ona masal okurken gözlerini yummaya başladı.
yumdurmak
غَمَضَ مَعْنَى الْكَلَامِ عَلَيَّ.
Sözün anlamı bana kapalı kaldı.