الْمُجْتَمَعُ الْغَنِيُّ يَتَمَتَّعُ بِمُسْتَوَى مَعِيشَةٍ مُرْتَفِعٍ جِدّاً.
Zengin toplum, çok yüksek bir yaşam standardına sahiptir.
الْمُجْتَمَعُ الْغَنِيُّ يَتَمَتَّعُ بِمُسْتَوَى مَعِيشَةٍ مُرْتَفِعٍ جِدّاً.
Zengin toplum, çok yüksek bir yaşam standardına sahiptir.
تَبَرَّعَ الرَّجُلُ الْغَنِيُّ بِمَبْلَغٍ كَبِيرٍ لِلْمُسْتَشْفَى الْمَحَلِّيِّ.
Varlıklı adam, yerel hastaneye büyük bir miktar bağışladı.
عَلَى الرَّغْمِ مِنْ كَوْنِهِ رَجُلاً غَنِيّاً، إِلَّا أَنَّهُ تَمَكَّنَ دَائِمًا مِنَ الْبَقَاءِ مُتَوَاضِعًا.
Varsıl bir adam olmasına rağmen, her zaman mütevazı kalmayı başardı.
bay, yüklü, servet sahibi, paralı, hâli vakti yerinde, gani, mallı mülklü, yokluksuz, bitek, gönç, mangırlı, paralıca, variyetli
غَنَّى المُطْرِبُ أُغْنِيَةً جَمِيلَةً.
Şarkıcı güzel bir şarkı söyledi.