فَاجَأَ

يُفَاجِئُ، مُفَاجَأَة

فَاجَأَنِي صَدِيقِي بِزِيَارَةٍ غَيْرِ مُتَوَقَّعَةٍ فِي عِيدِ مِيلَادِي.

Arkadaşım doğum günümde beni beklenmedik bir ziyaretle şaşırttı.

أَرَدْتُ أَنْ أُفَاجِئَهَا بِهَدِيَّةٍ قَيِّمَةٍ فِي عِيدِ زَوَاجِنَا.

Evlilik yıldönümümüzde ona değerli bir hediye ile sürpriz yapmak istedim.

قُوَّاتُ الشُّرْطَةِ فَاجَأَتِ الْمُجْرِمِينَ فِي مَخْبَئِهِمْ.

Polis güçleri suçlulara saklandıkları yerde ani baskın yaptı.