فَاحِص

فَاحِصُون

الطَّبِيبُ الْفَاحِصُ كَانَ حَرِيصًا عَلَى فَحْصِ جَمِيعِ الْمَرْضَى بِدِقَّةٍ.

Muayene eden doktor, tüm hastaları dikkatlice muayene etmeye özen gösterdi.

كَانَ الشُّرْطِيُّ فَاحِصًا لِكُلِّ سَيَّارَةٍ تَمُرُّ مِنْ نُقْطَةِ التَّفْتِيشِ.

Polis memuru, kontrol noktasından geçen her arabayı inceliyordu.

الْفَرِيقُ الْفَاحِصُ يَقُومُ بِتَقْيِيمٍ دَقِيقٍ لِجَمِيعِ الْمَشَارِيعِ الْجَدِيدَةِ.

Denetleyen ekip, tüm yeni projeleri dikkatlice değerlendiriyor.

Eşdizimler