فَتَحَ عَيْنَيْهِ بِبُطْءٍ بَعْدَ نَوْمٍ عَمِيقٍ اسْتَمَرَّ لِسَاعَاتٍ طَوِيلَةٍ.
Uzun saatler süren derin bir uykudan sonra gözlerini yavaşça açtı.
فَتَحَ عَيْنَيْهِ بِبُطْءٍ بَعْدَ نَوْمٍ عَمِيقٍ اسْتَمَرَّ لِسَاعَاتٍ طَوِيلَةٍ.
Uzun saatler süren derin bir uykudan sonra gözlerini yavaşça açtı.
تَمَكَّنَ الْجَيْشُ مِنْ فَتْحِ الْمَدِينَةِ بَعْدَ حِصَارٍ طَوِيلٍ دَامَ عِدَّةَ أَشْهُرٍ
Ordu, aylarca süren uzun bir kuşatmadan sonra şehri fethetmeyi başardı.
قَرَّرَتِ الشَّرِكَةُ فَتْحَ فَرْعٍ جَدِيدٍ فِي الْمَدِينَةِ الْمُجَاوِرَةِ.
Şirket, komşu şehirde yeni bir şube kurmaya karar verdi.
Ayrıca: başlatmak
فَتْحُ حِسَابٍ مَصْرِفِيٍّ جَدِيدٍ لَا يَسْتَغْرِقُ وَقْتًا طَوِيلًا.
Yeni bir banka hesabı açmak uzun sürmez.
فِي دَرْسِ التَّارِيخِ قَرَأْنَا الْيَوْمَ عَنْ فَتْحِ الْقُسْطَنْطِينِيَّةِ وَكَتَبْنَا عَنْهُ فِي دَفَاتِرِنَا.
Tarih dersinde bugün İstanbul'un fethini okuduk ve onu defterlerimize yazdık.
açım, fethetme, küşat, fethediş