فَرَكَ الْعَامِلُ يَدَيْهِ لِيَحْصُلَ عَلَى الدِّفْءِ فِي الطَّقْسِ الْبَارِدِ.
İşçi, soğuk havada ısınmak için ellerini ovuşturdu.
فَرَكَ الْعَامِلُ يَدَيْهِ لِيَحْصُلَ عَلَى الدِّفْءِ فِي الطَّقْسِ الْبَارِدِ.
İşçi, soğuk havada ısınmak için ellerini ovuşturdu.
ovalamak
أَحْتَاجُ إِلَى تَنْظِيفِ بَشَرَتِي بِفَرْكٍ لَطِيفٍ دُونَ تَهْيِيجِهَا.
Cildimi tahriş etmeden nazik bir delk ile temizlemem gerekiyor.
sürtüştürmek, ovalama, sürtme, ovuşturma, friksiyon, ovulma, keseletme, çitilme