فَهِمْتُ الدَّرْسَ جَيِّداً بَعْدَ شَرْحِ الْمُعَلِّمِ الْمُفَصَّلِ.
Öğretmenin detaylı anlatımından sonra dersi iyi anladım.
فَهِمْتُ الدَّرْسَ جَيِّداً بَعْدَ شَرْحِ الْمُعَلِّمِ الْمُفَصَّلِ.
Öğretmenin detaylı anlatımından sonra dersi iyi anladım.
لَمْ أَفْهَمْ سَبَبَ غَضَبِهِ الشَّدِيدِ فِي ذَلِكَ الْوَقْتِ.
O zaman neden bu kadar öfkeli olduğunu kavrayamadım.
bilmek, idrak etmek, aklı kesmek, nüfuz etmek, mana vermek, intikal etmek, aklı ermek, bilincine varmak, derk etmek, ihata etmek, telakki etmek, ayırdına varmak, çakozlamak, fehmetmek
الْفَهْمُ الْعَمِيقُ لِلْمَوْضُوعِ يُسَاعِدُ عَلَى اتِّخَاذِ قَرَارَاتٍ صَائِبَةٍ.
Konuya derin bir anlayış, doğru kararlar almaya yardımcı olur.
anlama, irfan, idrak, us, maarif, kavrama, anlaşılma, anlak, çakozlama, entelekt, izan, kavranılma, kavranma, müdrike, vukuf, tefehhüm, telakki, algılanış, algılayış, anlamaklık, kavrayışlılık, fehmetme, kavranış, özümleyiş, agâhlık, alımlama, yorumlayış, derk