الغُرْفَةُ كَانَتْ قَاتِمَةً بِسَبَبِ عَدَمِ وُجُودِ نَوَافِذَ.
Oda pencere olmadığı için karanlıktı.
الغُرْفَةُ كَانَتْ قَاتِمَةً بِسَبَبِ عَدَمِ وُجُودِ نَوَافِذَ.
Oda pencere olmadığı için karanlıktı.
لَدَيْهِ نَظْرَةٌ قَاتِمَةٌ لِلْمُسْتَقْبَلِ.
Geleceğe karamsar bir bakışı var.
كَانَ الْجَوُّ قَاتِمًا فِي ذَلِكَ الْيَوْمِ.
O gün hava kasvetliydi.
siyah, kapkara, kopkoyu, karamsı