قَبَعَ

يَقْبَعُ، قُبُوع

قَبَعَ الرَّجُلُ لِيَأْخُذَ شَيْئًا مِنَ الْأَرْضِ بِسُرْعَةٍ.

Adam yerden bir şey almak için hızla eğildi.

قَبَعَ الطِّفْلُ لِيَلْعَبَ بِالْحَصَى عَلَى الشَّاطِئِ.

Çocuk sahildeki çakıl taşlarıyla oynamak için çömeldi.