تَأَخَّرَ قُدُومُ الْقِطَارِ بِسَبَبِ عَاصِفَةٍ ثَلْجِيَّةٍ.
Kar fırtınası nedeniyle trenin varışı gecikti.
تَأَخَّرَ قُدُومُ الْقِطَارِ بِسَبَبِ عَاصِفَةٍ ثَلْجِيَّةٍ.
Kar fırtınası nedeniyle trenin varışı gecikti.
احْتَفَلْنَا بِقُدُومِ الْعَامِ الْجَدِيدِ بِالْأَلْعَابِ النَّارِيَّةِ.
Yeni yılın gelişini havai fişeklerle kutladık.
varılış, vürut, ayak basma
يَسْتَخْدِمُ النَّحَّاتُ الْقَدُومَ وَالْمِطْرَقَةَ لِنَحْتِ الْحَجَرِ.
Heykeltıraş, taşı yontmak için keser ve çekiç kullanıyor.