هَذَا المَنْزِلُ قَدِيمٌ وَلَكِنَّهُ جَمِيلٌ جِدّاً مِنَ الدَّاخِلِ.
Bu ev eski ama içi çok güzel.
هَذَا المَنْزِلُ قَدِيمٌ وَلَكِنَّهُ جَمِيلٌ جِدّاً مِنَ الدَّاخِلِ.
Bu ev eski ama içi çok güzel.
زُرْنَا فِي الْعُطْلَةِ مَدِينَةً قَدِيمَةً وَشَاهَدْنَا فِيهَا مَسْرَحًا قَدِيمًا عُمْرُهُ أَلْفَا سَنَةٍ.
Tatilde antik bir şehri ziyaret ettik ve orada iki bin yıllık antik bir tiyatro gördük.
زُرْنَا الْمَدِينَةَ الْقَدِيمَةَ، وَقَالَ لَنَا الْمُرْشِدُ إِنَّهَا مِنْ أَقْدَمِ مُدُنِ الْعَالَمِ.
Kadim şehri gezdik, rehber bize onun dünyanın en eski şehirlerinden biri olduğunu söyledi.
Ayrıca: köhne
bayat, asırlık, emektar, bayrı, arkaik, çarkıt, esbak, gedikli, müstamel, sabık, kadimî, ezelî, tapon, kırkyıllık