قَذَفَ اللَّاعِبُ الْكُرَةَ بِقُوَّةٍ نَحْوَ الْمَرْمَى.
Oyuncu topu kaleye doğru güçlü bir şekilde attı.
قَذَفَ اللَّاعِبُ الْكُرَةَ بِقُوَّةٍ نَحْوَ الْمَرْمَى.
Oyuncu topu kaleye doğru güçlü bir şekilde attı.
قَذَفَ الْمُتَظَاهِرُونَ الْحِجَارَةَ عَلَى الشُّرْطَةِ.
Göstericiler polise taş fırlattılar.
قَذَفَ الْمُتَّهَمُ جَارَهُ بِالْبَاطِلِ.
Sanık, komşusuna iftira attı.
fışkırtmak, püskürmek
تَمَّ تَسْجِيلُ رَقْمٍ قِيَاسِيٍّ جَدِيدٍ فِي مُسَابَقَةِ قَذْفِ الْكُرَةِ الْحَدِيدِيَّةِ.
Gülle fırlatma yarışmasında yeni bir rekor kırıldı.
püskürtme, bühtan, fışkırtma, fırlatış, püskürme, püskürüş, fırlatılma, savurma, karalamacılık, iftira